27 Mart 2012 Salı

ADALAR POSTASI-2688: dünya tiyatrolar gününüz kutlu olsun! adalar'da oynanan 'fayton' oyununa dikkat! perde arkasında trafik-imar-turizm canavarı saklanmakta! alkışlaMA!...

Büyükada'da fayton, dün, bugün ve daima!...

* * *

ADALAR'da TARİHTE O GÜN:

30 Eylül 1915 Perşembe günlü, geçmiş halleri ve şimdiki hareketleri daima şüpheli görülüp Büyükada'da ikâmetleri mahzurlu görünen Gayr-ı Müslimlerin isimlerini mübeyyin cedvelin takdimiyle bunlar hakkında yapılacak muamelenin bildirilmesine dair...

* * *

ADALAR'da BİR GÜN:


Fotoğraf: Ugo Antonio Corintio, Büyükada'da, 24.3.2012.


* * *


ADALAR'da HAVA DURUMU:

27 Mart 2012 Salı
Büyükada'da HAVA DURUMU*
Parçalı bulutlu
3/12ºC
%42-74nem
Gündoğusu, D17km/sa
Gündoğuşu 06:57... Günbatışı 19:22...


* * *
Cicely Mary Barker, The Daffodil Fairy.


__________________________________________

1- İstanbul Adaları'nda Trafik Canavarının Usulsüz Seyrine Seyirci Kalmayacağız!...  Faytonlarımızı da Vermeyeceğiz!...

2- Adalar'daki tarihi fayton kıyımı...

3- Kadir Topbaş: "Halk ne istiyorsa o olur. 'Adada fayton azaltılmasın' deniyorsa veya 'elektrikli olmasın' deniyorsa, evet..."

4- Rahşan Gülşan: "Artık atlar görevden çekilip yerine elektrikli faytonlar gelecekmiş. Bu haberin ardından internette ciddi bir homurdanma yaşanıyor. Kalabalık biri insan grubu, bu hareketin adaların ruhuna zarar vereceği..."

5- Cengiz Semercioğlu: "Hafta sonu Büyükada’da “Atlı faytonların yerine akülü faytonlar gelsin mi, gelmesin mi?” tartışmasının üzerine düştüm...

6- Adalar Toplum Sağlığı Merkezi ve İlçe Tarım Müdürlüğü işbirliği çerçevesinde 23 Mart Cuma günü Adalar Belediyesi Meclis Salonu'nda faytoncu esnafına "Ruam Hastalığına Karşı Korunma ve Mücadele" başlıklı bilgilendirme toplantısı yapıldı...

7- Özcan Yüksek: "Yıkık bir araba, at ve ada..."

8- Ayşegül Bayraktar: "Kampanyada imzası olanların niyeti sahip olunan değerleri koruyup kollamaktır. Hiçbirimiz sadist veya canavar değiliz. Güzelim atları, pırıl pırıl, sağlıklı; terbiyeli ve temiz giyimli sürücüsüyle bakımlı arabalar görmek istiyoruz.Yerel, kentsel ve ülke çapındaki seçilmişlerden de bunu bekliyoruz..."

9- Çam Kese Böcekleri'nin dönüşü!...

10- Serap Uzunlar: "Neden çam keseyle mücadele yapılamıyor, görev değişikliği olacak da gelene enkaz bırakmak için mi? Yoksa turizm, iş merkezi, rezidansa yer açılması için ağaçların kurumasına göz mü yumuluyor?..."

11- Deniz Toprak: "Değil Adalar'da, gerçekte bile var olmayan uydurma bir hikâye…

12- Selin Aygün: "Hiç tanımadığım birileri, bir şeyler yazmıştı ya hani —neden özellikle burasıyla ilgilendiğine anlam da verememiştim bu kişinin— vasisi olduğum annemin tapulu mülkiyetine el koymuşlar habersizce, sonra da işgalci filan demişlerdi ya hani; hani ben de dava yargı sürecinde demiştim ya..."

13- Mustafa Albayrak: "Büyükada Nizam Caddesi'nde No: ?76, ?78, ?86..."

14- Yusuf Bahar: "2012 Avrupa Spor Başkenti seçilen Adalar İstanbul’un tüm ilçelerine spor kompleksleri yapılırken, bu anlamda tesis ve stad fakiri olarak giriyor. Adalar’da bulunan amatör takımlar tüm maçlarını yabancı saha da oynamak zorunda kalırken, taraflar ise tesisin olmamasına isyan ederek,’’Sesimizi duyun’’ diyorlar..."

15- Kayıp!... Aranıyor!...

16- Kuşlar Âlemi'nden...

17- Yüzler Defteri'nden...

)O(



_____________________________________________
_____________________________________________

Aydınlık, 19.3.2012




_____________________________________________

Zaman, 26.3.2012
Hüseyin Aydın 

Kadir Topbaş: Faytoncu esnafını mağdur etmeyiz 



İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Adalar'daki atlı faytonların kaldırılmasıyla ilgili açıklama yaptı. 

Esnafı mağdur etmeyeceklerini söyleyen Topbaş, Adalar'da, esnaf ve vatandaşların isteği doğrultusunda hareket edeceklerini belirtti. Topbaş, "Orada esasında faytoncuların da talep ettiği şekilde, ahırlar yetmediği için sayılarının azaltılması söz konusu. Kalktığı zaman elektrikli olur olmaz o farklı bir şeydir. Böyle bir şey olursa, esnafı da mağdur etmeyi düşünmeyiz. Halk ne istiyorsa o olur. 'Adada fayton azaltılmasın' deniyorsa veya 'elektrikli olmasın' deniyorsa, evet." ifadelerini kullandı. Hafta sonları Adalar'da insan hareketliliği yaşandığını belirten Topbaş, "Eğer elektrikli faytonla destek verilecekse, faytoncuları ortak edecek bir sistem de konulabilir. Azalttığımızda, eğer mevcut faytonlar yeterliyse elektrikli sistem koymaya da gerek yok." diye konuştu.



_____________________________________________


HaberTürk, 24.3.2012 12:09:52

Rahşan Gülşan 

Nostaljiniz batsın, atlar ölüyor! 


İSTANBUL’un adalarının yıllardır sembolüdür atların çektiği faytonlar. Kent yaşamımızdan kaybolalı çok zaman geçmiş olan birbirinden süslü faytonları izlemek de, onlarla adada gezinti yapmak da ayrı eğlencelidir. Ancak bu görsel şölen artık tarihe karışacağa benziyor. Buna göre artık atlar görevden çekilip yerine elektrikli faytonlar gelecekmiş. Bu haberin ardından internette ciddi bir homurdanma yaşanıyor. Kalabalık biri insan grubu, bu hareketin adaların ruhuna zarar verece!i, nostaljik tadın kaybolaca!ı görü"ünde. 

Bizim adımıza çok haklılar ama atların açısından bakınca çok benciller! O atlara çok ama çok kötü davranılıyor. Birço!u dinlendirilmeksizin gün boyu sefere çıkarılıyor. Büyük bir ço!unlu!u hak etti!i beslenmeye ula"amıyor. O kadar kötü hikâyeler ve görüntüler var ki hayal bile edemezsiniz. Geçenlerde #z TV’de bu atlar üzerine yapılmı" bir belgesel izledim. Atların sahiplerinin a!zından öyle fena hikâyeler aktardılar ki insan ne nostalji dinler ne de tarihi doku. Bu karar #stanbul adına ve hayvan koruma adına alınmı" en güzel kararlardan biri. Ama umarım üretilecek olan elektrikli faytonların tasarımları üzerinde özel bir çalı"ma yapılır ve araçlar tek tip olmaz. Ve bir de emekli edilen atlara hayatlarının sonuna kadar en iyi "ekilde bakılmasının "artları olu"turulur. Nostaljiyi filan bir tarafa bırakın, atların sa!lı!ı için bu karar çok iyi bir karar... Nostaljiniz batsın, atlar ölüyor!


HaberTürk, 25.3.2012 11:32:03
Rahşan Gülşan 


Körü körüne muhalefet 


ADALAR ve faytonlarıyla ilgili UKOME kararı çok tartı"ılaca!a benziyor. Çünkü dün gazetelerde bu kararın ardından hem Adalar Belediyesi’nin hem de hayvansever gazeteci arkada"larımızın nasıl tavır alaca!ını görmü" olduk. Adalar Belediye Ba"kanı Mustafa Farsako!lu atların çekti!i faytonların kaldırılıp yerine elektrikli faytonların konulmasına kar"ı çıkmı". Adaların sit alanı oldu!unu ve Koruma Kurulu’nun böyle bir kararı onaylamayaca!ını söylemi". Meselenin böyle tepeden inme çözülmeye çalı"ılması yerine sivil toplum örgütlerinin dahil olaca!ı bir süreç ya"anmasını tercih edece!ini belirtmi". Fikirlerini çok be!endi!im gazeteci arkada"ım Mehve" Evin ise kö"esinde atların kı"ın açlıktan sokaklarda plastik yedi!ini yazdı!ı yazısını nostaljik ö!elere vurgu yaparak bitirmi" ve atların bakımının kontrol altına alınmasını önermi". Ne yazık ki ikisine de katılmıyorum. Öncelikle Adalar Belediye Ba"kanı bugüne kadar atların ya"am "artlarıyla ilgili nedense radikal bir adım atmamı". 

Atların hali ortada. Bizler yazın birkaç gün gidip tıkır tıkır seslerin e"li!inde keyif çatıyoruz. Sonra kı" gelince evlerimize dönüp unutuyoruz o ahenkli tıkırtıların sahiplerini. Belli ki Adalar Belediye Ba"kanı da unutuyor. Atların ço!unlu!u çok kötü ko"ullarda ya"ıyor. Kı"ın büyük kısmı yiyecek bulma sıkıntısı ya"ıyor. Ta"ınma ve küçük onarım i"leri döneminde de ta"ıyabileceklerinden çok a!ır yüklere maruz bırakılıyorlar. 

Ve bugüne kadar bu istismarı önleyecek radikal bir adım atıldı!ını da gören yok. Dünkü yazıma okurdan çok tepki geldi. Diyorlar ki atların bakımına özel kontroller getirilsin. Kalkmasın faytonlar. Yahu bu ülkede hayvanlara sahip çıkmayı beceren kaç belediye var ki? Orada bulunan belediye bugüne kadar ne yapabilmi" ki? Bilirsiniz hayvanseverler bir faciayı ortaya çıkarır, belediye ekipleri birkaç gün göstermelik çalı"ır sonra da basının ilgisi azalınca hop, olay yerini terk eder. O yüzden kimse böyle hayallere kapılmasın. 

"ST"SMARI ÖNLEYEMED"K 
Ancak burada farkındayım ki tartı"tı!ımız "ey bu hayvanların sa!lı!ı, nostaljik heyecanlarımız filan de!il. Bu kararı alanların politik kimli!i nedeniyle müzmin muhalefet hastalı!ıyla kar"ı kar"ıyayız. Kafalar öylesine betonla"mı" ki kar"ı taraf aslında hep savundu!unuz bir fikir yönünde adım atsa hemen aksi yönde görü" bildiriyoruz. Gerçekten bu açıdan Mehve"‘in, çevre konularında hassasiyetini kö"esinde defalarca okudu!umuz arkada"ımın durdu!u yere inanamıyorum. $unu kabul etmemiz gerek bu ülkede bırakın bakıma muhtaç veya çalı"tırılan hayvanların istismarını önlemeyi, hayvansever veya çevre konularında hassas insanların marjinal görülmesini bile engelleyemedik. Unutmamak gerekir ki orada bir belediye hep vardı ve o hayvanlar bugün bu projeye kar"ı çıkan belediye ba"kanı döneminde de kı"ın plastik yediler! Bugünden sonra neyin de!i"ece!ini bekliyoruz ki? Söz konusu hayvanların sa!lı!ı ise konuyu partiler üstü görmeyi hiç beceremeyecek miyiz?


HaberTürk, 26.3.2012 09:35:59

Rahşan Gülşan 


Meğer faytonları başkan istemiş!


ŞU belli oldu ki İstanbullu gitmese de görmese de Adalar'la ilgili kararları ilgiyle takip ediyor. Bundan önceki iki gün yazdı!ım Adalar'daki fayton kriziyle ilgili yazılarıma göndermi" oldu!unuz olumlu ve olumsuz tepkilerin çoklu!u gerçekten "a"ırttı beni. Ancak gelen e-postalar içinde bir tanesi gerçekten çok ilginç. Büyükada'da ya"ayan ve orada Gazete adında bir yerel gazete çıkaran Hasan Demir'den e-posta çok ilginç bilgiler payla"ıyor.

BAŞKAN TALEP ETMİŞ
Hasan Bey'in söylediklerine göre bugün kar"ı çıktı!ı elektrikli faytonları ilk talep eden bizzat Adalar Belediye Ba"kanı Mustafa Farsako!lu'nun ta kendisiymi". Hem bunu Recep Tayyip Erdo!an'ın Büyükada'ya yaptı!ı bir ziyarette dile getirmi". Dahası tam da ba"kanın söyledi!i gibi sivil toplum örgütleri ve Ada'daki cemaat mensuplarının ortakla"a hazırlayıp Ba"bakan'a sundu!u bir raporda da bu istek yinelenmi". Bakın Hasan Demir neler diyor: "Adalar'da kaldırılmak istenilen faytonlarla ilgili olarak bir dipnot vermek istiyorum. Bu konudaki yazılarınızı takip ediyorum. Ben bu bölgede gazete adında yerel bir gazete çıkarıyorum. Bugün UKOME'nin bir kısmının kaldırılarak yerine akülü faytonların getirilmesine karar vermi" olmasının ilk temeli Adalar Belediyesi tarafından atıldı. $öyle ki; bugün faytonların kaldırılmasına kar"ıyım diyen Belediye Ba"kanı Sayın Mustafa Farsako!lu, 15 A!ustos 2009 tarihinde Adalar'a gelen Ba"bakan Recep Tayyip Erdo!an'a 'Adalar ve Beklentilerimiz' isimli bir çalı"ma raporu sundu. Adalar'da ya"ayan aydınlar tarafından hazırlandı!ı belirtilen bu raporun içeri!inde Sayın Ba"kan Farsako!lu; Adalar'daki faytonların kaldırılmasını, yerlerine raylı sistem ya da akülü elektrikli araçların getirilmesini Ba"bakan'dan talep ediyor.

İLKİ MAKAM ARACI
Hatta bu yönde bir adım daha atarak 1.5 yıl önce ilk akülü faytonu Adalar'a getirerek makam aracı olarak kullanıyor. Faytoncu esnafının ve ilçe sakinlerinin de kar"ı çıkması üzerine Farsako!lu bu faytonu geri göndermek zorunda kalıyor. Adalar faytonlarının kaldırılması aslında Farsako!lu'nun en büyük hayallerinden bir tanesi ve bunu da kaymakamlık döneminden beri seslendiriyor. Ancak ne hikmetse bugün kar"ıyım diyerek medyada gövde gösterisi yapıyor. Sonuçta yerel seçimler yakla"ıyor ve faytoncu esnafının da ciddi oranda oyu var. Ancak Farsako!lu'nun bu söylemleri kamuoyuna inandırıcı gelmemektedir. Önümüzdeki ay yapılacak Belediye Meclis toplantısında da CHP'li meclis üyeleri Farsako!lu'na soru önergesi vererek, 'Neden dün kaldırılmasını istedi!i faytonların bugün kalmasını istedi!ini' soracaklar. Bilgilerinize..." Gerçekten çok ilginç. Demek ki bu fayton meselesinde görünenden fazlası var. Bakalım Sayın Farsako!lu bu iddialarla ilgili bir açıklama yapacak mı?


_____________________________________________

Hürriyet, 26.3.2012
Magazin Yazarlar

Cengiz Semercioğlu 


Adadan bildiriyorum 


Hafta sonu Büyükada’da “Atlı faytonların yerine akülü faytonlar gelsin mi, gelmesin mi?” tartışmasının üzerine düştüm... Fikrimi peşinen söyleyeyim: Gelsin!
Hatta “Kesinlikle akülü faytonlar gelmeli” diyorum...
Çünkü adada tam bir fayton ve faytoncu rezilliği yaşanıyor.
Şimdi bana kızacaklar, adanın geleneğinden, atların ne olacağından bahsedecekler. Ben gördüğümü yazayım, kararı siz verin...
Hafta sonu hava daha yeni ısınmaya başlamıştı ama adayı leş gibi bir at pisliği kokusu kaplamıştı bile... Bir de yaz aylarını düşünün...
Belediye ne kadar temizlerse temizlesin, ne kadar yıkarsa yıkasın yüzlerce atın dışkısını, samanını, kokusunu yok etmesi mümkün değil. Edemiyor da... Ada resmen ahır gibi kokuyor...
Hadi bunu geçtim, yazın adada sayısı yüzlerce artan atlar kışın ne oluyor? Bir kısmı çöplerden besleniyor, çoğunluğu Adana’ya, Mersin’e satılmaya gönderiliyor. Yeni sezona yeni atlar geliyor. Atların neredeyse tamamı bakımsız, bir deri bir kemik.
O çelimsiz atların çektiği faytona binmeye utanırsınız, hayvana eziyet çünkü...
Bindiğimiz fayton yokuşu çıkamadı. Neden? Nalı düştüğü için...
Hayvanın nalını bile çakmayan bir faytoncu işte...
“Hayvanlara yazık, inelim” dedik, yürüyerek çıktık yokuşu.
Kaldığımız Köşk Orman butik bir otel, tepe bir yerde. Oraya çıkan fayton bulamadık...
Faytoncuların çeteleşmesini, kaba saba davranışlarını mı...
Hangi birini anlatsam...
Evet, Belçika-Bruges’da, Avusturya-Viyana’da da faytonlar var.
Ama atların her birinin bacağı benim boyum kadar. O kadar iyi bakılıyor, güçlüler ve besililer.
Ve daha da önemlisi; düz yolda gidiyorlar. Bizim zavallı çelimsiz atlar gibi adanın dik yokuşlarını tırmanmıyorlar.
Yaz ayları ada sakinleri için tam bir eziyettir.
Evlerine gidecek fayton bulamazlar.
İskelenin oralara kadar kuyruklar oluşur. Faytonlar her yeri kaplar.
Bu mudur modern şehircilik?
Böyle bir rezillik gördünüz mü Bruges’da, Viyana’da?
“Adada faytonlar kalkmasın” demek kolay!
Kalsın da bu pisliğin içinde yaşamaya devam mı etsin adalılar?
Günümüz şartlarında fayton dayatmasının anlamı kalmamıştır adada...

Fikir fabrikası 
Adada hafta sonu ne yaptın diye soracak olursanız...
Fikir Fabrikası’nda işçi olarak çalıştık.
Medya üzerine lafladık, gazeteciliğin geleceği üzerine kafa yorduk...
Sabah kahvaltılarından, akşam yemeklerine uzanan saatler boyunca...
Medya dışında ikinci gündem maddemiz de yukarıda görüldüğü üzere faytonlardı zaten!

Faytonlar sembolik olmalı 
Bu yüzden adada akülü faytonları destekliyorum.
Temiz, hızlı, çok daha modern olduğu için... Hayvanlara eziyet yapılmayacağı için...
Fayton çirkinliği biteceği için...
Adada eziyet sona ereceği için...
Elektrikli motorlara da izin yoktu bir süre öncesine kadar, fayton dışında sadece bisiklet vardı ulaşım aracı olarak.
Adanın yaşlılarını neden düşünmüyorsunuz?
Bugün bazı ada sakinlerinin kullandığı elektrikli motorların hiçbir zararı olmadığı ortaya çıktı.
Elektrikli faytonların da olmayacaktır.
Ama buna rağmen adada 15-20 tane sembolik fayton kalmalı.
Sahil tarafında gezinti yaptırabilecek, adanın kültürünün hatırlatacak faytonlar olmalı.
O faytonlar da denetlenmeli...
Atları bakımlı ve sağlıklı, sürücüleri güler yüzlü, bakımlı olmalı.
Adaya yakışan da budur.
Bunu Büyükşehir’e bağlı Ulaştırma Koordinasyon Merkezi’nden (UKOME) önce Adalar Belediyesi gündeme getirmeliydi.

_____________________________________________

Adalar Belediyesi, 23.3.2012


Faytonculara Ruam Hastalığı Konusunda Bilgilendirme Toplantısı Yapıldı


Adalar Toplum Sağlığı Merkezi ve İlçe Tarım Müdürlüğü işbirliği çerçevesinde 23 Mart Cuma günü Adalar Belediyesi Meclis Salonu'nda faytoncu esnafına "Ruam Hastalığına Karşı Korunma ve Mücadele" başlıklı bilgilendirme toplantısı yapıldı. Başta at, merkep, katır gibi tek tırnaklılar olmak üzere insan sağlığını da tehdit eden Ruam hastalığına karşı korunma ve hastalığı önleme konularının konuşulduğu toplantıda, Adalar Toplum Sağlığı Grup Başkanı Dr. Güliz Ülkü açıklamalarda bulundu. Yılda iki defa atlarda Ruam kontrolü yapılmasına rağmen problemin devam ettiğini kaydeden Dr. Güliz Ülkü, bunun çözümünün Adalara getirilen atların sağlık raporlarının ibraz edilerek kontrollü bir şekilde girişlerinin yapılmasıyla gerçekleşebileceğini söyledi. Ruam hastalığının insanlara da bulaştığını sözlerine ekleyen Ülkü, hastalığın insan vücuduna; deri yoluyla, göz ve burun mukoza yüzeyleri ile girdiğini söyledi.


_____________________________________________

Yıkık bir araba, at ve ada...


Fotoğraf: Özcan Yüksek, "Yıkık bir araba, at ve ada", 26.3.2012.



_____________________________________________

From: AYŞEGÜL BAYRAKTAR
Subject: İMZA KAMPANYASI
Date: March 27, 2012 1:28:53 AM GMT+03:00
To: adalar.postasi@gmail.com

İMZA KAMPANYASI...


Faytonlar ile ilgili başlattığınız kampanyaya teşekkürler yalnız önemli bir eksiği var. Kampanyaya katılanlara "hayvan düşmanı mısınız?" diye de bir soru yöneltmeliydiniz çünkü bir takım kişiler kampanyada imzası olanları bu şekilde itham edeceklerdir.

İstanbul Adaları, kimimizin idrak etmekten aciz olduğu üzere —oluşumu 8000 yıla, üzerinde yaşanan insan yerleşımi ve uygarlıklar bakımından 3000 küsur yıla dayanan İstanbul şehrinin sınırları içinde Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinden kalan eserleriyle— Dünya Mirası Listesi'nde yer alması gereken bir yerdir. Böyle bir yerin özelliklerine sahip çıkmak için tartışma açmak bile gereksizdir.

Kampanyada imzası olanların niyeti sahip olunan değerleri koruyup kollamaktır. Hiçbirimiz sadist veya canavar değiliz. Güzelim atları, pırıl pırıl, sağlıklı; terbiyeli ve temiz giyimli sürücüsüyle bakımlı arabalar görmek istiyoruz.Yerel, kentsel ve ülke çapındaki seçilmişlerden de bunu bekliyoruz.



From: adalar.postasi@gmail.com
Subject: Re: İMZA KAMPANYASI
Date: March 27, 2012 1:58:04 AM GMT+03:00
To: AYŞEGÜL BAYRAKTAR

Sayın Ayşegül Hanım, 
Türlü hengame içinde onca iş arasında kara bulutlar görünür görünmez ufukta, senelerdir neredeyse ADALAR POSTASI'nın anayasası haline gelmiş hali hazırdaki bir metni aceleyle düzenleyip sefere çıkardıydım biçare lakin tesbitinizde haklısınız elbette zira ve zaten tam da bu minvalde konu kasten "sözde hayvan hakları"na çekilmek isteniyor; ne üzücüdür ki bu konuda asıl mahir kalemler sus pusken, üzerlerine vazife edinen magazin yazarlarının hayli şaşılası söylemleriyle nafile bir nümayiş sürmekte... FaceBook, Twitter üzerinden elden geldiğince seri bir biçimde —bir bakıma akıntıya kürek çekmek neviinden de olsa— bu minval söylemleri yanıtlamaya gayretle —ki biri ekte. 


Topbaş'ın çevir kazı yanmasın açıklamasıyla evvelce vapurlarda sahneye konulan "halk ne derse olur," oyunu da başlamak üzere!... Anımsayacağınız gibi bizler bu oyunu daha evvel "Vapurlarımızı Vermiyoruz!" dediğimizde de hayretle seyretmiştik! İDO Genel Müdürü, Ahmet Paksoy da vapurlar kaldırılacak dendiğinde kopan kızılca kıyamet karşısında derhal çark edip "Haydi İstanbul Vapurunu Seç!..." oyununu sahneye koymuştu. Nice kalem erbabı köşelerinden günlerce, uyduruktan çizilmiş —birisinin kapısı dahi olmayan— vapurları oylayıp oyalanmıştı. Seçmece, oylama, oyalama oyunu!... Dünya Tiyatrolar Günümüz Kutlu Olsun! Bu sefer de sahnelerde Adalar'da Fayton oyunu oynanmakta! Perde arkasında trafik, imar, turizm canavarları saklanmakta! AlkışlaMA!


Halbuki gayetle iyi bildiginiz gibi sadece dün, bugün değil hilafsız sittin senedir trafik, imar, turizm canavarlarının yağmasına açılmak istenilen Adalar'ın asıl değerlerine işaretle, tüm dünyada olduğu gibi kentsel korumaya dair mahir olanların söz söylemesi gerekirken; —kaldı ki hali hazırda Osmanlı'dan günümüze kanun hükmünde kararlarla Adalar'da neden motorlu araç olamayacağı, Kentsel SİT bütününün ayrılamaz bir parçası olarak da faytonla ulaşımın sağlanacağı bu denli katiyken— UKOME'nin geçerliliği dahi  şüpheli kararı da yapılan tartışma da aslen abesle iştigal gibi! 


Elbette gereğini gereği gibi yapmayan yani faytonların düzen-nizam-intizamını sağlamakla yükümlü kurumların da boşverişleri kasti!... Şimdi ilk firsatta daha net ifadeler içeren bir bülten de kaleme alınarak yayılacak bu minvalde... 


Mektubunuzu da izninizle yayımlayalım mı POSTASI'nda ADALAR'ın... 


Akil, fikir, ilgi ve bilgilerle desteğinize 1001 teşekkürlerimizle... 


ADALAR POSTASI adına 
Emine Çiğdem Tugay 
)O( 

https://www.facebook.com/adalar.postasi

Lütfen yorumlamadan evvel yorum yaptığınız mevzuya dair yazılanları dikkatlice okuyunuz!

Masal misal sözde değil özde hayvan haklarını savunuyorsak eğer faytonların düzen-nizam-intizamına dair asıl sorumlulara, İBB, Adalar Belediyesi, UKOME mesela... Gereğini gereği gibi yapmaları hususunda hiç değilse bu vesileyle kamuoyu baskısı oluşturalım. Yok UKOME'nin kararı minvalinde işin aslından bihaberlikle aslen umurlarında dahi olmayan "kültür ve tabiat varlıklarının korunması"ymış, "hayvan hakları"ymış kisvelerinin ardına saklanarak; hilafsız sittin senedir trafik, imar, turizm canavarlarının doymak bilmez iştahıyla, kabına sığmayan İstanbul'da görece yağmalayamadıkları son kaleyi de içten çökertmelerine müsaade etmeyelim!


Asıl mesele faytonların olması ya da olmaması değil, nasıl ol(durul)ması gerektiğidir ki... Bu minvalde akıntıya kapılıp sürüklendiğimiz, Osmanlı'dan günümüze kanun hükmüyle bağlanmış Adalar'da motorlu taşıtların seyredemeyeceği ve tek ulaşım aracı olan faytonların olması/olmaması nafile 'sohbeti' yerine olsa olsa her nedense-nasılsa asıl bu düzen ve intizamı sağlayamayanların, sorumluluğu taşıyamayıp topu birbirlerine atanların varlığı sorgulanmalıdır naçizane acizane fikrimce.


Anımsayacaksınız, Viyana'daki faytonların/faytoncuların fotoğraflarını ibret olsun diye ADALAR POSTASI'na göndermişti vaktiyle Arif Çağlar... Viyana'daki faytonlar/faytoncular ile Adalar'dakilerin kıyasından ziyade düzen, nizam, intizamı sağlaması lüzum edenlerin kıyaslanarak ivedilikle gereğini gereği gibi yapmaya davet olunmaları lüzum etmektedir!


Atlara dair haklı hassasiyet hakkında da evvela ve mutlaka:

ADALAR POSTASI-2687/4 (26.3.2012)'de yayımlanan Emine Çiğdem Tugay: "Asıl mesele faytonların olması ya da olmaması değil, nasıl ol(durul)ması gerektiğidir!..." yazısı bilahare meraklısına ilgili kimi belge-bilge şu adreslerde:
ADALAR POSTASI-2687/1-8(26.3.2012)

Sahip olduğumuz asıl değerleri bilemezsek, kaybımızın ne denli büyük olduğunu da anlayamayız, son pişmanlık nafile kere nafileyken hüsranın bizleri beklekmede olduğunun farkındalığıyla bir kez daha önem ve özetle:


İstanbul Adaları'nı benzeri sayfiye yerlerinden ayıran emsalsiz özelliği motorlu araç trafiğinin dolayısıyla gürültüsü ve kirliliğinin olmayışıyDI! Ancak bilinmelidir ki "araba sevdası"ndan muzdarip olanların gidecekleri pek çok yer varken, motorlu taşıtsız bir yaşantıyı tercih eden bizlerin gidebileceği başka herhangi bir yer yoktur!

Haliyle İstanbul Adaları sakinlerinin de Yunanistan'daki Hydra Adası, Almanya'daki Baltrum Adası, Hollanda'daki Schiermonnikoog Adası, Fransa'nın güneyinde Toulon yakınındaki Ile de Porquerolles, Kanada'daki Torino Adaları, ABD'deki Mackinag Adası, Brezilya'daki Paqetá Adası, Çin'deki Gulangyu Adası ve benzeri çağdaş dünyanın motorlu taşıtsız yaşamı tercih eden tüm adalarının [http://www.carfree.com/carfree_places_old.html] mukimleri gibi motorlu taşıta izin vermeye hiç mi hiç niyetleri yoktur! Çağdaş dünyanın motorlu taşıtsız yaşamı tercih ederek cittaslow bayrağı altında birleşen kentleri yavaşlarken evvel zemandan beri haliyle bir cittaslow (sakin belde) olan Adalar'da da gaza basmanın âlemi yoktur!


Adalar'ın kentsel SİT dokusuna mugayyir öyle otomobille, akülülerle, tramvayla falan değil atsız ucube faytonumsularla hiç değil Kentsel SİT Alanı'yla bütünlüklü ayrılamaz bir kültürel değerle Adalar'da geleneksel bir yaşam biçimi olan ve sadece düzen-nizam-intizamının sağlanmasına muhtaç olunan faytonlarımızla seyretmek istiyoruz yalnızca!

11 Haziran 1996 günü HABITAT Konferansı’nda Büyükada sakinlerinden Korhan Berzeg'in (Doç. Dr.), sunmuş olduğu “Adalar: Motorlu Araçsız Yaşam ve Yapılanmanın Durdurulması” başlıklı bildirisiyle araba sevdasının altında yatan asıl tehlikeye dikkatleri çekmişliği böylelikle akla geliverdi:

[...] Şurası muhakkak ki, Adalar’ın geri kalan dörtte üçünü yapılanmaya açmanın yarattığı iştah, Adaları motorlu araçlara açma gayretinin altında yatan ana sebeptir. Adaları karşı kıyılardaki taş yığınına çevirecek bu olasılıktır ki herkesi büyük bir azimle —pilli araçlar, dar raylı trenler gibi havayı kirletmeyen araçlar da dahil— tüm çağdaş motorlu taşıtlara karşı koymaya ikna etmelidir. [...]


Nilgün Cerrahoğlu, “Uygarlık mı, barbarlık mı?”, Milliyet(13.2.1997)


Venedik insanlığa bir tarih ve kültür mirasıdır. O baş döndürücü kültür ve tarih mirası içinde yaşamanın bir bedeli var: Her yere yürümek veya gerekirse, vaporetto adı verilen küçük vapurlara binmek. /Eski yapıların su altındaki temellerini sarsmamak için o vapurlar dahi kağnı hızıyla hareket ederler. Kentin yapısı ve güzelliği uğruna "zamanı hızlandırmak" tutkusundan vazgeçilmiştir, başka deyişle. Vakti dar olan özel motora biner. Avuç dolusu para vererek. /Şimdiye kadar kimse çıkıp da; “21. yüzyıla giriyoruz. Ulaşımı çabuklaştıracak, ucuzlatacak hızlı vapurlar yapalım. Kentin bazı yörelerine akülü araçlar koyalım. Uygarlık bunu icap ettirir,” dememiştir. Batı'da "uygarlık" adına hoşgöstermek mümkün değildir. Bunun adı "barbarlık"tır... 


[...] birilerinin şimdi birden bire uyanıp, "medeniyet" adına insanın içine huzur, sükunet veren İstanbul'un son cennetini de mahvetmek ve kentin gerisi gibi beton yığınına çevirmek dürtüsünü anlamak mümkün değildir. 


Ada'yı Disneyland'a dönüştürme projesine gönlümüz razı değil. “Adalar'ı korumak için gerekirse” UNESCO gibi uluslararası kuruluş ve örgütleri dahi harekete geçirebilecek bir imza kampanyası düşünebiliriz. /Sahip olduğumuz her kültür mirasını ayak altına almak bu kadar kolay olmamalı. Üstelik bu hoyratlık, gözümüzün içine baka baka 'uygarlık' adına zokalandığında..." 


_____________________________________________

Çam Kese Böcekleri'nin dönüşü...


Twitter, 26.3.2012 11:20-11:28
özcan yüksek 
@ozcanyuksek

Heybeli'de çam ormanlarının önemli bölümünün çam kesesi böceklerince işgal edildiğini, kısa sürede ağaçların kuruyacağını söylesem...




ADALAR POSTASI ‏ 
@ADALARPOSTASI
@ozcanyuksek dünkü gün seyr-ü seferle büyükada'da da çam kese böceklenmiş o canım çamların içler acısı hâl ve vaziyeti aynı minvalde...
)O(




alper isin duran ‏
@aiduran
@ozcanyuksek ...hemen 2B statüsüne alma hazırlıkları başlar.



FaReLi ŞeHRiN DeLiSi ‏ 
@DoGRuKaDiN
@ozcanyuksek Devletin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bunu bildirseniz ve onlar da harekete geçseler ne iyi olur. Zirai ilaçlama yapılır.



özcan yüksek ‏ 
@ozcanyuksek
@DoGRuKaDiN O ağaçları artık NATO bile kurtaramaz. Ormanın Bakanlığı var adalarda, bayraklar dalgalanıyor.



FaReLi ŞeHRiN DeLiSi ‏
@DoGRuKaDiN
@ozcanyuksek O halde Orman Bakanlığı sadece "bakıyor". Görmeyi başaramayanlardan ne yazık ki. Zaten ne zaman görebildiler ki!



FaReLi ŞeHRiN DeLiSi ‏
@DoGRuKaDiN
@ozcanyuksek Devletin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bunu bildirseniz ve onlar da harekete geçseler ne iyi olur. Zirai ilaçlama yapılır.



Yildiray Lise ‏ 
@yildiraylise
@ozcanyuksek ilgilenen olur mu? Orman işletme şefliğine olmadı bölge müdürlüğüne iletmek gerek.



_______________________________

From: SERAP UZUNLAR 
Subject: çamlar gidiyor 
Date: March 26, 2012 5:21:09 PM GMT+03:00 

Çamlar gidiyor!... 

Orman İşletme şefliklerinin görevlerindendir "Orman zararlılarıyla mücadele ve ormanların korunması ile ilgili iş ve işlemleri yapmak." 

Orman zararlılarının en önemlilerinden biri olan Çam kese böcekleriyle mücadele için çalışmalar yapılıyordu Adalar'da. 


Özellikle Ekotur’un yapıldığı güzergâhlarda güzel mücadele örnekleri vardı. 
Neden artık mücadele yapılmıyor? 

Heybeliada’da Senatoryum civarında çekilmiş bir video gördüm internette, Süleyman Durmuş tarafından çekilmiş. Ağaçlar —300 adet olduğu söylenmiş— kurumuş, kurtarılamayacak hale gelmiş. 


Büyükada’da da durum farklı değil! Ağaçları çam keseler sarmaya başlamış. 
Mücadele neden yapılmıyor? 
Terminatör böcekleri üreten laboratuar artık işe yaramıyor mu?
Bu böcekler üretilemiyor mu, yoksa mücadelede etkisiz mi olmuyor artık?
Böcekler artık işe yaramadığı için mi sülünler salındı adaya?
Çam keseyle mücadele için sülünler boşuna mı salındı ada ormanlarına, sülünler kayıplar mı yoksa? 


Neden çam keseyle mücadele yapılamıyor, görev değişikliği olacak da gelene enkaz bırakmak için mi? Yoksa turizm, iş merkezi, rezidansa yer açılması için ağaçların kurumasına göz mü yumuluyor? 


Çünkü, ağaçların kesilmesinde kanunen hangi hallerde sakınca yoktur:
* baraj, gölet, sulama kanalı, yol gibi yapıların yapımı esnasında kesiminde zaruret varsa… 
* fırtına sel gibi doğal afetler sonucu yıkılmış ise… 
* ayakta kurumuş ise…



İnsan eliyle yapılıyor olabilir mi çam kesenin popülasyonunun artması? 
Neden artık mücadele yapılmıyor? 


______________________________

From: DENİZ TOPRAK
Subject: DEĞİL ADALAR’DA, GERÇEKTE BİLE VAR OLMAYAN UYDURMA BİR HİKÂYE…
Date: March 26, 2012 5:39:55 PM GMT+03:00

DEĞİL ADALAR’DA, GERÇEKTE BİLE VAR OLMAYAN UYDURMA BİR HİKÂYE…


Çok şey göz boyamaca, çok şey ince hesaplarla Adalar’da.

Sorumsuz sorumlu çok, soruyorsun, ses yok!… Bir de hamileri türedi şimdi bu pısırıkların, görev yapanı yok ama hepsi nedense görevli sevdalısı. “Bir meselen mi var, niye soruyorsun?” sorusu pelesenk olmuş çatal dillerine, başka bir şey bilemiyor, diyemiyor.
“Sen niye savunuyorsun be adam, bir çıkarın mı var”a da sessizlikle cevap veriyor.
Nedense sükut ile…

Ama sorumsuz sorumlu uyanık, elini uzatmıyor ateşe. Biliyor ateşin acısını, yanmış daha önce, uslanmamış yine yanacak, sıra kalabalık...
Kendince çözüm üretmiş, gaz verip hamisine, izliyor ininden sessizce. Hamisi de sormuyor ki “Sen neden cevap vermiyorsun da beni sürüyorsun öne?” diye.

Verecek cevabı yok ama yalan yanlış dolduruyor hamiyi, hami de bildiğin sazan gibi… Sonra izlerken de arkasından gülüyor uyanık, bizi de güldürüyor :)

Bir de şifre var. "ESKİ KORU" desek şimdi, yine ses verecekler, olmadı yeni hami gönderecekler… Nedense (!!!) sevmiyorlar "ESKİ KORU"yla ilgili konuşulmasını. Ha bu arada, “Çok seviyoruz, koruyoruz,” dedikleri görev aşıkları var ya, boş versene, hesaplar büyük, sadece piyon onlar, KİMİN UMURUNDA! :)

Yahu ne varsa bu eski koruda…

ESKİ KORU dersem çık, GÖREV dersem çıkma!…


______________________________

From: SELİN AYGÜN
Subject: Ada'daki ev ... (2. yazı)
Date: March 26, 2012 11:14:00 AM GMT+03:00

Ada'daki ev...

II 


ADALAR POSTASI-2679/6 (10.3.2012)'de yayımlanan "Ada'daki ev..." başlıklı yzımı okumuş muydunuz? Okumadıysanız eğer şimdi yazacaklarım pek bir anlam ifade etmeyebilir sizlere. Okumuş olup da içinden iyi temenniler geçirmiş olanlar için hem bir haber, hem de iyi dileklerine teşekkür etmek adına yazıyorum şimdi yazacaklarımı. Bir de haksızlık karşısında sakın mücadeleyi bırakmayın demek için…


Şu an yazımı Ada'daki evimizin muhteşem yeşil bahçesinde, toprağa çıplak ayak basarken, içimde bir huzurla yazıyorum. Az önce dedemin yetiştirdiği mimozaların sarısı altında, güzel kokusunun sarhoşluğuyla adeta kendimden geçtim… Bahçedeki meyve ağaçlarının baharları açmış, havada dinginlik ve kuşların sesleri...

Her ne kadar Ada'ya gelirken arka tarafında adı AFFET İstanbul yazan, vapurumsu motor garibesine binmişken; bir de eskiden Seferoğlu Korusu denen yerdeki ucube yapılaşmayı gözlerimle görünce içim cız etmişse de Ada'daki evimizin bahçesindeki ağaçlar, ballıbabalar, papatyalar ve annemin eskiden salata için topladığı ebegümeci ve radikaların arasında oturduğumda yine de huzur duydum.

Hiç tanımadığım birileri, bir şeyler yazmıştı ya hani —neden özellikle burasıyla ilgilendiğine anlam da verememiştim bu kişinin— vasisi olduğum annemin tapulu mülkiyetine el koymuşlar habersizce, sonra da işgalci filan demişlerdi ya hani; hani ben de dava yargı sürecinde demiştim ya….

Onlar bunları yazarken, temyiz sonuçlanmıştı bile. 20. Hukuk Dairesi kararı bozmuştu 23/02/2012 tarihinde… Yine de cevap vermemeyi tercih etmiştim o yazıların sahiplerine. Yani vasisi olduğum annem Nadire Gönül Atalay Sezer’e ait olan, tapusuna el konulmaya çalışılan yerin tapusu gerçek sahibi olan annemde işte. Hani bilgi olarak birilerinin yanlış yönlendirmesiyle karalama yapmaya çalışan kişiyle de paylaşmış olayım ben bu durumu. Bundan böyle herkesin her söylediğine itimat edip de tanımadığı insanları karalamasın diye…

Demek ki mahkemeyi yanıltarak aldırılan karar, eğer davanızda haklıysanız dava bittikten iki sene sonra bile temyiz edilebiliyormuş ve hatta karar bozulabiliyormuş. Hani hasta, yalnız, uğraşamaz, aciz vs. diye birilerinin yerini yurdunu kapatmaya çalışan olursa; haberleri olsun bundan sonra. Ve mağdurların da haklı davalarından vazgeçmemeleri için bilgi olsun diye yazıyorum bunları…


Manevi yönden yanımda olduğunu hissettiğim, Ada'daki evimizin daimi sahipleri; canım dedem İbrahim Atalay, sevgili anneannem Leman Atalay, biricik babacığım Nuri Sezer... Bahçemizden bir demet mimozayla az önce ziyaret ettiğim ebedi ikametgâhlarınızda, mücadeleye sizlerin yüce hatırası için devam edeceğime söz verdim ya… Sözüm söz…

______________________________

hangi nümeroya inanalım? 
adalar'da kapı numarları yine değişti geçen günlerde!..
)O(

From: MUSTAFA ALBAYRAK 
Subject: FW: 
Date: March 26, 2012 10:48:28 PM GMT+03:00 

Büyükada Nizam Caddesi'nde No: ?76, ?78, ?86.


Fotoğraf: Mustafa Albayrak, Büyükada Nizam Caddesi'nde No: ?76, ?78, ?86.


______________________________

From: YUSUF BAHAR 
Subject: FW: İstanbul Adalar İlçesi - İstanbulun tek spor tesisi idman sahası ve stadı olmayan ilçesi Date: March 26, 2012 1:51:58 PM GMT+03:00 

ADALAR’DA SPOR KULÜPLERİ CAN ÇEKİŞİYOR!... 



2012 Avrupa Spor Başkenti seçilen Adalar İstanbul’un tüm ilçelerine spor kompleksleri yapılırken, bu anlamda tesis ve stad fakiri olarak giriyor. Adalar’da bulunan amatör takımlar tüm maçlarını yabancı saha da oynamak zorunda kalırken, taraflar ise tesisin olmamasına isyan ederek,’’Sesimizi duyun’’ diyorlar.

Adalar Spor’un U-16 Takım oyuncuları olan 15-16 yaşlarındaki futbolcuları, katıldıkları liglerdeki müsabakalarına hazırlanmak için tesis olmamasından dolayı ormanda hazırlanıyor. Genç futbolcular, çam ağaçlarının altlarını soyunma odası olarak kullanıyor.

Şimdi Soruyoruz: Bu AYIP KİMİN?
İstanbul’un Avrupa Spor Başkenti seçilmesinin ardından, her ilçeye ikinci ya da üçüncü spor kompleksleri yapılırken, kötü talihini bir türlü yenemeyen Adalar yine kaderiyle baş başa terk edildi. İstanbul’un 39 İlçesi’nin yanı sıra Türkiye’nin tek spor tesisinin bulunmadığı ilçe konumundaki Adalar’da spor ayıbı yaşanıyor.

Adalar’ı birinci ve ikinci amatör küme’de temsil eden spor kulüpleri, her maçlarını yabancı saha da oynamak zorunda kalırken, takımlarını desteklemek için başka kulüplere ait stadlara gitmek zorunda kalan taraflar ise isyan etmeye başladı.


Büyükada İsa tepesi mevkiinde bulunan Koca Yusuf Sahası, atıl durumda dururken, bürokrasi ise bu konuyu yıllardan beri bir türlü aşamıyor. Seçilmişlerin önüne geçen bürokrasi, Adalar’a spor tesisi yapılmasının önündeki en büyük engeli oluştururken, bakanlıklar arasındaki anlaşmazlıkların cezasını ise Adalı gençler çekiyor.


TARİHLERİ ESKİ AMA TESİS FAKİRLERİ 
İstanbul’un hatta Türkiye’nin en eski kulüplerinden 1946 yılında kurulan Adalar Spor Kulübü, esnafların zoraki destekleriyle ayakta kalırken, yıllık bütçelerinin yarıdan fazlasını ise idman için başka stadlara gitmek üzere yol parası olarak harcıyorlar. Adalar Spor Kulübü Başkanı Yusuf Bahar, Büyükada İsa tepesinde 1984 yılında dönemin Belediye Başkanı Recep Koç tarafından yaptırılan stadın atıl duruma getirildiğini ve bunun en büyük nedeninin ise kulübe çıkarılan ecrimisil olduğunu vurguladı. Koca Yusuf Sahası 1987 yılına kadar bazı müsabakalara ve yağlı güreş yarışmalarına ev sahipliği yaptığını, günümüzde ise yıllardan beri çamur ve atların pisliklerinin ve ölen hayvanların mezarlığı olduğunu dile getiren Bahar, Adalar Spor yıllarca kullanmadığı bu saha ile ilgili 2011’de yapılan ecrimisil yapılandırılması ile yapılandırma kapsamına sokulduğunu kaydetti.


AYAKTA KALAMIYORLAR
Adalar Spor’un yanı sıra Kınalıadaspor, Burgazadaspor ve Heybeliadaspor kulüplerinin de bulunduğunu bu takımlarında hiçbir tesisinin olmadığını dile getiren Bahar,’’Ne yazık ki; Spor Başkenti İstanbul’da Adalar’ı gören yok. Tesisin almadığı Adalar’daki spor kulüplerimiz birkaç kişinin desteği ile ayakta kalmaya çalışıyor. Spor tesisleri bulunan spor kulüplerini elde ettikleri gelirlerle büyük başarılar elde ederlerken, Adalar’’sportif’’ başarılardan yoksun durumda. /Adalar Spor Kulübü olarak bu sezon çıkarttığımız U-16 takımımız ve U-19 takımlarımıza 100’ün üzerinde sporcu kardeşimiz başvuruda bulunurken 40 ın üzerindeki kardeşimize lisans çıkarttık. Amaç, Adalar’daki gençlerimizi spora teşvik ederek, kötü alışkanlıklardan korumak olduğunun altını çizen Bahar, üst düzey yetkililerimizin bu konuya duyarsız kalmaları kanımıza dokunuyor’’ dedi.

Adalar Spor Kulübü Başkanı
Yusuf Bahar
Gsm: 0532 412 30 25


______________________________

kayıp!... aranıyor!...



______________________________


Kuşlar Âlemi'nden... 

daha çok tweet var burada yer alması lüzum eden lakin zaman bitti!... 
pek yakında... 
)O(


Twitter, 26.3.2012 21:41 
Masalistan ‏ 
@Masalistan 

Söyle, ne dilersin? Ben lambanın hizmetkârıyım! Havada uçar, karada sürünür, buyruğunu yerine getiririm! 1001 
/
Twitter, 26.3.2012 21:46 
ADALAR POSTASI ‏ 
@ADALARPOSTASI @Masalistan Adalar'a trafik, imar, turizm canavarı çıkamasın! Faytonlar kaldırılmasın! Atlara da gözümüz gibi bakılsın! 1001 teşekkürler )O(


ADALARPOSTASI 
ADALAR POSTASI 

Kadir Topbaş: "HALK NE İSTİYORSA O OLUR." Ey Adalar, ey İstanbul halkı faytonlara dair ne istiyorsunuz? t.co/YiF7OmVq 
/
beyazbarut 
Altan Kızıltan 
@ADALARPOSTASI Öncelikle yerine kamyon getirilen çift atlı yük arabalarımı istiyorum!.. 



BetulTekeli 
Betul Tekeli 
@ADALARPOSTASI neden böyle bir karara gerek duyuldu, atların yaşama koşulları ile ilgili olumsuz haberler var. bu durum vesile mi oldu? 



beyazbarut 
Altan Kızıltan 
@ADALARPOSTASI 
@GulsahHatuun Yasa dışı motor iskelelerinin önüne gelicek mi o akümülâtörlü arabalar? Onlararın da baytarları olucak mı? 



ADALARPOSTASI 
ADALAR POSTASI 
@BetulTekeli İST. ADALARI'nda TRAFİK CANAVARININ USULSÜZ SEYRİNE SEYİRCİ KALMAYACAĞIZ! FAYTONLARIMIZI da VERMEYECEĞİZ! t.co/vaeZzIJ3



ADALARPOSTASI 
ADALAR POSTASI
@mehmetesen DünyaTiyatrolarGününüz kutlu olsun! ADALARda oynananFAYTON oyununaDikkat! PerdeArdında TrafikİmarTurizmCanavarıSaklı! AlkışlaMA!
/
mehmetesen 
mehmet esen
@ADALARPOSTASI Teşekkür ederim :)

______________________________


Yüzler Defteri'nden...


Bu sefer de Yüzler Defteri'nin karman çorman sayfalarında dolanmaya zaman yetmedi! Bir dahaki sefere... Bu köşede yer almasını arzu ettiklerinizi doğrudan yollayabilirsiniz ADALAR POSTASI'na adalar.postasi@gmail.com
)O(